3 Temmuz 2010 Cumartesi

Anneler İçin Yürek Isıtan Şiirler

Genç Kartalı Nasıl Tavuk Yaptılar ?

Koca kartal yumurtasın kaptılar,
Bir tavuğun altına kuluçkaya attılar.
Onu alıp çok ucuza sattılar.
Yıllar yılı tavuk gibi yaşadı,
Kanat açıp bir kerecik uçmadı.

Tavuk gibi yem dersleri almıştı,
Yem arayıp hayallere dalmıştı.
Ara sıra aklı başına gelmişti,
Bir rivayet ``Atam Kartal`` demişti.
Bu rivayet çevresini güldürdü,
Genç kartalı hiç doğmadan öldürdü.

Uçmak güzel dedi, ona sakın dediler,
Bir denesem dedi, kahkahayla güldüler.
Gel çocuğum diye bir kümese verdiler.
Ah kartalım senin başın yediler.
Bu hikâye kartallara ders olsun,
Uçma dersi alalım da bu katliam son bulsun.

Necip Güven Eskişehir 12 Haziran 2008

Bu şiir kartalların marşlarını ( Mehter Marşı ) dinleyip tavuk gibi yaşamakta ısrar edenlere ithaf olunur.
( Necip GÜVEN )

Oturun Matematikçiler Rahat Oturun !

Oturun matematikçiler, oturun,
Fildişi kulelerde rahat oturun.
Öğrenciler matematikte batıyor,
Sizin de şanınız durmadan artıyor.

Övünecek şeyler ararsan,
Bulursun , merak etme çok.
Dünya çocukları yarışırken meydanda,
Bizim çocuklar neden ortalarda yok.

Mazeret samur kür,
Üstüne alma, hemen at.
Tatil köyleri seni bekler,
Denize gir, sırt üstü yat.

Bu konuda eksiklerin saydın mı ?
Matematiğe bir tuğla da sen koydun mu ?
Aynı hamam , aynı tasla yıkanırken biz ,
Matematikte dünya nerde duydun mu ?

Vazgeçmez , bu kafayla gidersek eğer,
Sırtımıza vururlar daha çok semer.
Ataların kan vermiş , senden istenen biraz ter,
Bu güzel gençler her şeye değer.

Çözüm istersen sevgiyle başla
Zorluklar aşılır inançla, aşkla.
Sen istersen tüm zorluklar yok olur,
Korku biter , bu çocuklar kurtulur.

Necip GÜVEN Eskişehir 02 Ağustos 2008

MATEMATİK YOLLARI DAR, BU KONUDA ŞİKAYETLER VAR !!!

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…

Matematik dersini
Başa bela yaptınız.
Yeni yöntem bulmayıp
Suçu bize yıktınız.


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…


Dünya hızla giderken
Siz frene bastınız.
Notu bir silah yapıp
Öğrenciyi astınız.


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…


Bilimlerin şahını
Kara bela yaptınız.
Çözmek varken sorunu
Çıkmaz yola saptınız.


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…


Cem Yılmaz’ın ağzına
Bizi sakız ettiniz.
Boş nutuklar çekerek
İşinize gittiniz.


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var…


O kocaman kartalın
Kanadını yoldunuz.
Şimdi oldun bir tavuk
Diye ona güldünüz.


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projeler var…


Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projemiz var…

Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir
Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )

Anne Bana Masal Anlat !

Anne bana masal anlat,
Olur evlat, olur evlat.
Bir ülke varmış
Orda kartallar yaşarmış.
Çevrenin tek hâkimi
Hastaların hekimiymiş.
Gün olmuş zaman gelmiş,
Kartallar çok yorulmuş
Hasta hasta uçmuş ama
En sonunda vurulmuş.
Çaylaklar saldırmış yurduna
Kartallar düşmüş can derdine
Kanatları kırılmış
Kelepçeler vurulmuş.
Hapsedilmiş yurduna
Düşülmüş can derdine
Bu duruma çıldırmış
Can havliyle saldırmış,
Yurdundaki işgalleri
Son bir gayret kaldırmış.
Yorgunluktan bitap düşmüş
Kanatları hayli şişmiş.
Hayli zaman uçamamış
Mutlu mutlu yaşamamış.
Çevresinden telkin gelmiş
Artık tavuk oldun denmiş
Atasıyla övünmek serbest
Tavuk dersi alsın herkes
Kümeslere hız verilsin
Yaşasın, herkes sevinsin.
Tavuk olmak ne rahat
Çekelim birer gazel
Türkümüz ne de güzel.
‘’Aslı, nesli kartal olan,
Şanlı, büyük tavuklarız biz.
Süslü püslü kümeslerde
Yemlenmeyi çok severiz.

Şu kümes var ya şu kümes
Ne de güzel değil mi?
Haydi kızım çalış
Kendini bu kümese at,
Oh ne rahat , ne rahat.

Ellerde yalancı aynalar
Oğlum bak kendine
Çok çalışmalısın
İyi bir tavuk olmalısın.

Anne yeter nasıl masal ?
Mantık bunu neresinde ?
Adı masal olsa bile
Kartal tavuk olur mu hiç ?

Doğru oğlum değil masal,
İsterim ki sen ders al.
Sürse de böyle oyun
Milletimiz olmaz koyun.
Tarihe bak, böyle yazar,
Kartallar hep oyun bozar.
Bu duruma denir fetret
Sonu gelir biraz sabret.
Beklerim gözüm yolda
Çılgın kartallar nerde ?
Zaman geldi, vakit yakın,
Analar artık duaya çıkın,
Analar artık duaya çıkın.
İnanın zafer çok yakın !
İnanın zafer çok yakın!.

Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009

Uyuyan Dev Uyanacak !

Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!

Kötülüğü vitrin yapın
Öz değerler silinsin.
Kavgalara benzin dökün
İnsanları sürünsün.

Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!

Fikirlere zehir katın
Herkes zokayı yutsun
Toplamasın kendini
Vücudu sıtma tutsun.

Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!

İçlerine fitne ekin
Hiç el ele vermesin
Senaryoyu yazdığımız
Sakın ha bilinmesin.

Sallayın ha , sallayın,
Uyuyan dev uyanacak!
Ver eline topu, popu
İki güzel oyuncak.
Sallayın ha , sallayın
Uyuyan dev uyanacak!

Necip GÜVEN Eskişehir 14 Kasım 2009

Yanardağlar Üstüne Küçük Filizler Diktim !

Yanardağlar üstüne
Küçük filizler diktim.
Bak deliye dediler
Kahkahayla güldüler.

Tüm sevgimi sera yaptım
Ona canım gibi baktım.
Hani nerde suyum dedi.
Gözyaşlarım pınar yaptım.

Bahar geldi yanardağa
Tutmaz denen filiz tuttu,
Ezberciler şaştı işe
Yurdumuza geldi neşe

Anadolum , güzel yurdum,
Toprağına âşık oldum.
Çözülmeyen sorunların
Cevabını sende buldum.

Yunus dedi sevgi suyum
İçseniz de bitmez suyum.
Öğrenmenin ilacı da
Biraz sevgi biraz oyun.

Mevlana da dile geldi,
Haydi gelin bana dedi.
Güzel bakın, güzel görün
Bak o zaman kalmaz sorun.

Sinan dedi ilme bakın
Olsun size ırak yakın.
Yapın özgün projeler
Zirveler olun yakın.

Hoca dedi sözüm yalın
Fıkralarım ele alın.
Önyargılar neymiş size
Onu alın, yer çalın.

Kartalsınız bunu bilin
Tembelliği yere çalın.
Batı size ilaç olmaz.
Çözüm için bizi alın.

Necip GÜVEN Eskişehir 27 Ekim 2009

Bir Şair İstiyorum !

Bir şair istiyorum,
Gerçekleri yazacak.
Bir şair istiyorum,
Ezberleri bozacak.

Bir şair istiyorum,
Acıları dindirecek.
Bir şair istiyorum,
Volkanları söndürecek.

Bir şair istiyorum,
Derde derman olacak.
Bir şair istiyorum,
Yaraları saracak.

Bir şair istiyorum,
Zorluğu aştıracak.
Bir şair istiyorum,
Gençleri coşturacak.

Bir şair istiyorum,
Korkuları yakacak.
Bir şair istiyorum,
Kümesleri yıkacak.

Bir şair istiyorum,
Kartalları uçuracak.
Bir şair istiyorum,
Çaylakları kaçıracak.

Bir şair istiyorum,
Zamanı durduracak.
Bir şair istiyorum,
Milleti kaldıracak.

Bir şair istiyorum,
Şiiri ok olacak.
Bir şair istiyorum,
Korkular yok olacak.

Bir şair istiyorum,
Yeisi öldürecek.
Bir şair istiyorum,
Milleti güldürecek.

Necip GÜVEN Eskişehir 23 Ekim 2009

Ben Sevdamı Satmadım!

Benim büyük sevdam
Seni hiç aldatmadım.
Sana biçilen fiyatlara
Yan dönüp te bakmadım.

Defalarca düştüm yere
Seni hiç bırakmadım.
Senden başka sevdaya
Yan dönüp te bakmadım.

Senden gelen cefayı
Kimseye anlatmadım.
Kur yapan güzellere
Yan dönüp te bakmadım.

Yüreğimle sardım seni
Bir defa ıslatmadım.
Sensiz olan rüyalara
Yan dönüp te bakmadım.

Senden gelen cefalara
Kapımı kapatmadım.
Sensiz gelen sefalara
Yan dönüp te bakmadım.

Üzüldüm, ağladım, kendime küstüm.
Yarama yazdığım şiiri bastım.
Seni zirvelerin üstüne astım,
Paraları yetmedi seni satmadım.

Yüreğime sığmıyorsun
İcabına bakacağım.
Anneleri sevgisine
Şeker diye katacağım.

Necip GÜVEN Eskişehir 21 Ekim 2009

Annelere Sesleniş !

‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’

ANNELERE SESLENİŞ !

Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.

Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.

Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.

Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.

Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.

Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.

Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.

Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....

Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN

Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA

Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.

BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-

http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-

Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.

Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``

Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.Öğrenciniz Necip GÜVEN

Necip GÜVEN Eskişehir 19 Ekim 2009

Annelerle Kuracağız !

Gönüldeki kirleri
Mevlana’mız silecek.
Kavgalar sona erip
Kardeşlik yeşerecek.

Yeni sistem içine
Yunus’u alacağız.
Onun sevgi ilacıyla
Tedavi olacağız.

Hocamız eşeğiyle
Aramıza dönecek.
Araçlar korna çalıp
Hoş geldiniz diyecek.

Gençlerin hedefleri
Sinan gibi olacak.
Kuraklık sona erip
Projeler yağacak.

Kirli akan sularımız
Yavaş yavaş durulacak.
Bu ezberci zihniyet
Canevinden vurulacak.

Bu köhnemiş sisteme
Çareler bulacağız.
Muhteşem geleceği
Annelerle kuracağız.

Necip Güven Eskişehir 28 Ekim 2009

Biz Bu İşi Başarırız Arkadaş !

Biz bu yola inanarak çıkarsak,
Bir yanımıza Sinan’ımız alırsak,
İçimizdeki hazineyi bulursak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Mesnevi’den doğru dersler alırsak,
Karanlıktan çıkıp aydınlığı bulursak,
Filleri de aydınlıkta görürsek,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Yunus’u anlayıp sevgimizi katarsak,
Sevgideki mucizeyle yanarsak,
Aşkımızla Kerem gibi olursak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Fıkralardaki inceliği anlayıp,
Sorunlara Hoca gibi bakarsak,
Tarık gibi gemileri yakarsak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Mazeretleri bir bir çöpe atarsak,
Yapamamı Kaf Dağı’na satarsak,
Bu iş için şairlikte yaparsak,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Gözümüzle zirveleri görürsek,
Biz bu işe gönlümüzü verirsek,
Tüm çılgınlar bir araya gelirsek,
Biz bu işi başarırız arkadaş.

Necip GÜVEN Eskişehir 08 Temmuz 2008

Öğren Ama `` Okuma Yazma Öğretimi ``

Okullarda almıştık ne güzel de eğitimi
Öğren amma ‘’Okuma Yazma Öğretimi’’
Sayısalı iyi doldur, çabuk zengin ol oğlum,
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Cahillikle savaş açıp, dağa, taşa okul yaptırdık,
Alfabeyi öğrenip ne de güzel döktürdük,
Doksan yaşında nineme de okumayı söktürdük.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Cahilliği yendik diye bayram yaptık öğündük,
Halk eğitimle kurslar açtık sevindik,
Kütüphane bomboş diye dövündük.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Al eline kumandayı, dizilerde hep gezin,
Gazeteyi aç önünde , bak önünde magazin,
Kartal millet tavuk oldu, ne hazin.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Başkasında kusur bulma, hepsi bizim suçumuz,
Söyleyelim kitap okur kaçımız,
Bu kafayla biter mi hiç Aç’ımız.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Avrupa zamanında kitapları yakardı,
Benim atam kitaplara gözü gibi bakardı,
Dediğini hiç duydun mu hey oğul.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Çocuktur bu söyleneni anlamaz ,
Kitap oku dersin tınlamaz,
Görmek ister, sen almazsan hiç almaz.
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Okumazsak, sorunlar hep köz olur.
Okur isek dere tepe düz olur.
Böyle saçma mantığa inananlar az olur .
Öğren amma sakın okuma, yazma.

Necip GÜVEN Eskişehir 18 Ekim 2009

Vatanını Seviyorsan

Bıktık artık,
Hep şikayet, şikayet.
Vatanını seviyorsan,
Durma hiç, proje üret.

Sen daha çok bekle,
Kurtarıcı gelecek.
Boş verip çalışmazsan,
Millet nasıl gülecek.

Ana kaynak insandır,
Bunu sakın unutma.
Dünya hızla küçüldü,
Üretirsen yaşarsın.

DÜNYA HIZLA KÜÇÜLDÜ

Dünya hızla küçüldü,
Oldu derler global.
Biz de yanlış anladık,
Araba al, dolap al.

HUZUR YOK

Huzur yok, mutlu değil evimiz.
Sakız gibi çiğneriz,
Özde değil,
Sözde kalır sevgimiz.

Necip GÜVEN Eskişehir 15 TEMMUZ 2007

Barajlar Patladı !

Merhaba Dostlar.Bende bir koşuşturmacadır gidiyor.Yapılacak çok iş, hayata geçirilecek çok proje olduğu için gün boyu adeta kendimi kovalıyorum ama kendime bir türlü yetişemiyorum.

Şu anda önümde yapmam gereken çok önemli projeler var.İşe ‘’Ali yat, uyu’’ cular gibi sarılsam 2-3 saatte bitecek ama huyum kurusun uyduruk proje yapmaya bir türlü alışamadım.Bizim gençlerin takip ettiği iki proje vardı.Geçen gün saat 22.00’de telefon edip ‘’Hocam, bu projeyi yarın sabaha istiyoruz.’’ dediler.Saat 23.00 bilgisayarın başına oturup saat 05.00 kadar çalıştım.Bitireyim derken uykudan başım düşmeye başladı. Mecburen telefonu saat 06.00’ya kurup 1 saat uyudum.Sonra da kalkıp projeyi tamamladım.

Sabah gençlere bozuntuya vermeden ‘’Gençler, iki yarım proje mi yoksa bir tane harika proje mi istersiniz?’’ dedim. ‘’Ağabey, bir tane olsun ama adam gibi olsun.’’ dediler.

Ben de ‘’O zaman projenin biri bitti ve çok harika oldu, gönderiyorum.’’ dedim.
İkincisi o günden beri hala bekliyor. Anlaşılan ilham perisi gelecek ve onu da bir oturuşta bitireceğiz galiba.

‘’Hocam, bunu bize neden anlatıyorsunuz ?’’ derseniz. Başladığım ve yarım kalmış yazı dizilerinin ikinci veya üçüncü bölümlerinin ne zaman yayınlanacağını şu anda ben de bilmiyorum.

Mesela şimdi kafam yorulmuştu ben de iş değiştirip şiir yazmaya geçtim. Sıcağı sıcağına,
dumanı tüterken ikram edeyim dedim. Dikkat edin lütfen, eliniz yanmasın !

ARTIK KARTALLAR UÇAR !

Mevsime bak , kış geliyor,
Benim gönlümse bahar.
Merak etme 10. köy,
Artık kartallar uçar.

BARAJLAR PATLADI!

Barajlar patladı,
Akıyor, durmaz sular.
Rüyalar kâbus oldu,
Tutmaz oldu uykular.

Yunus yüklü bulutlar,
Yağmur olup yağacak.
Ezberci zihniyeti
Yuvasında boğacak.

Mevlana’nın gözüyle
Bakan gözler gülecek.
Kış mevsimi bitecek ,
Yine bahar gelecek.

Sinan gibi projeyi
Çılgın gençler yapacak.
Zirvelere yuva yapıp
Semalarda uçacak.

Zaman tünelinden,
Hoca tekrar gelecek.
Gerçek dolu nüktelerle
Önyargıyı silecek.

Kartalların rüzgârıyla
Kaleleri uçacak.
Sahte kurtarıcılar
Deliklere kaçacak.

Türk Milleti büyüktür,
Yine büyük kalacak.
Öldük, bittik diyenler
Yine hava alacak.

Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ekim 2009

Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor

Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor

Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com

Blogumuz herkese açık olmakla birlikte temel müşteri kaynağı olarak anneleri seçmiştir.Bu konuda Abraham Lincoln'ün '' Dünyada okuduğum en güzel kitap nedir diye sordular. "Annem" adlı kitaptır dedim.'' sözünü çok beğeniyorum.

10 yıldır yaz, kış,cumartesi,pazar demeden çalışmama , çok önemli projelere imza atmama rağmen şimdilik istediğim sonuca ulaşamamın ik ana nedeni olduğunu gördüm.

Birincisi projelerimi anneler odaklı yapmam gerekirken resmi kurumlara kabul ettirmeye çalışarak boşuna zaman,para ve enerji kaybettim.

İkincisi de kişisel gelişimde batılı yazarların kitaplarına abartılı şekilde kapılarak ''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefelerine uzak kalmamdır.

Yaşadığım acı tecrübeler bunu tüm çıplaklığı ile ortaya koydu.Aslında çözüm ne kadar yakınımda imiş te kör olan benmişim.Evet, evet, çözüm anneler ve ana ayaklarını
''''Mimar Sinan,Mevlana, Yunus ve Nasrettin Hoca''nın hayat felsefesinin oluşturduğu kendi kültür zenginliğimizmiş.

Sohbet ettiğimiz bazı dostlarıma yeri geldiğinde şu itirafta bulunuyorum.''Arkadaşlar , ben Nasrettin Hoca'mızı keşfettim ama malesef 50 yaşında.Şu anda yaşım 55.
Yani bundan 5 yıl önce.Şimdi artık eğer anneler yeterli desteği verirse işimin artık eskisine göre çok kolay olduğunu biliyorum.Ben çok güzel ve şifalı suyu olan bir pınarım.
Benim pınarımın suyunun ana kaynağı benden yardım sisteyen annelerin ve çocukların her türlü paylaşımlarıdır.

Bundan sonra yeni çalışmalar yapmam , bu çalışmaları sürdürmem tamamen annelere bağlı.Lütfen bu sözlerimi yanlış anlamayın, nazlanıyor falan değilim.Çünkü annelerin desteği olmadıktan sonra istesem de sürdürmem mümkün olmaz.Ben de mecburen daha önceki ''Matematikle Barışıyorum'' ve '' Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem'' kitaplarına takılı kalır, yeni proje ve kitaplar üretemem.

Anneler ''Matematiği Sevdiren Adam'' adlı güzel ve şifalı suyu olan bir pınarın kurumaması için bu pınarı besleyin.Yani ''Matematik Soru Bankamıza'' yarım yapınız.

Bu gün 4 Temmuz pazar saat sabah 07.00.'ve ben çok sevinçliyim.Çünkü Antalya'dan Eczacı anne Hilal Özyurt ''Sevgili Necip GÜVEN ben Antalya'dan Hilal Özyurt.Oğlum Tarık bu sene 4.sınıfa geçti.Öğretmeni bu tür soruları ezbere anlattığı için anlayamadı.Tarık ya bunları oyunla ya da eğlenceli şekilde sizin yardımınızla bilginizle onun anlayabileceği şekilde anlatmak istiyorum. Ben nasıl yardımcı olabirim .Sizin desteğinizi bekliyorum.şimdiden teşekkür ediyorum

(Not:Soruların cevaplarını benim ve oğlumun anlayabileceği şekilde cevaplar mısınız? Çok sağolun.) notu ve altında da 9 soruluk bir liste gönderdi.Anlayacağınız müjdesini
'' Sitemizin Sloganı : Anneler Müjde ! Matematik Cevap Bankası Kuruluyor.Blogumuzun Adı :http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' başlığı ile verdiğimiz ''Matematik Cevap Bankasına '' ilk yatırımı ''Antalya'dan Tarık oğlumuzun annesi Eczacı Hilal ÖZYURT Hanım yapmış bulunuyor.

Hilal Hanım , ilerleyen günlerde ve yıllarda ''Matematik Cevap Bankamıza'' yatırım yapmakla ne kadar isabetli bir yatırım yaptığını yaşayarak görecektir.Yani bu ticaretten hem hiala Hanım hem de ben çok karlı çıkacağım.Kısaca bu ticaretten ikimiz de çok karlı çıkacağız.İlerleyen günlerde çalışmalarımdan boş kaldıkça Hilal Hanım'ın gönderdiği 9 sorunun oyunlaştırılarak nasıl anlatılacağını gösteren senaryolu problem çözümlerini hem Hilal Hanım'a göndereceğim hem de ilerleyen günlerde açacak olduğum ''http://cocugumamatematigioyunlaogretiyorum.blogspot.com'' adlı Bloğumda diğer annelerle paylaşacağım.


Eğitimci-Yazar Güven'den "Matematiğin Temelleri Ana Sınıfında Atılmalı" Tezi

Eğitimci-yazar Necip Güven, matematik öğretiminin temellerinin ana sınıfında atılmaya başlanması gerektiğini savundu.

Güven yaptığı açıklamada, öğrenmenin doğumla başlayıp, ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu belirterek, "Yapılan araştırmalar, insanların hayatını yönlendiren bir çok alışkanlığın temelinin 0-5 yaş arasında atıldığını ortaya koydu. Üretici firmalar için müşteri denince hiç bir yaş sınırı yoktur. Reklamlarını yaparken, ürünlerinin hedef kitlesini tanımladıktan sonra reklamlarını bu profile göre dizayn etmektedirler. Örgün eğitim sistemlerinde ise, eğitim ve öğretimde plan ve programlar genellikle

ilköğretim birinci sınıfa göre şekillendirilmektedir. Bu ise, öğretimde ileriki yıllarda telafisi zor sıkıntılara yol açmaktadır. Özellikle matematik öğretiminde kreş ve ana sınıfında çocuklara uygun programlar geliştirilmediği için öğretilecek bilgiler biriktirilmekte ve okula başlar başlamaz çocuklara bu bilgiler birden alışılageldik yöntemlerle yoğun şekilde öğretilmeye çalışılmaktadır. Bu, hem çocukları dersten uzaklaştırmakta, hem de anne ve babaları psikolojik olarak sıkıntıya sokmaktadır"dedi.

"Matematik öğretiminin temelleri, en geç ana sınıfında atılmaya başlanmalıdır" diyen Necip Güven, şunları söyledi:

"Bu temellerin, klasik öğretim sistemlerine göre atılmasının mümkün olmayacağı eleştirisi getirilebilir. Böyle bir eleştiri, mevcut sisteme göre doğru bir eleştiridir. Ancak, çocukların bulundukları yaşlar dikkate alınarak müzik ve Oyun temelli öğretim yöntemleri uygulandığında, bu yaştaki çocukların öğrenemeyeceği düşünülen bir çok bilgiyi tecrübelerime dayanarak daha verimli şekilde verilebileceğine inanıyorum. Bana bu fırsat verildiğinde, bu tezimin doğruluğunu her platformda ispat etmeye hazırım.

Tezimi bu kadar kendime güvenle savunmamın ana sebebi kişisel değil, bir sistem savunmasıdır. Günlük hayatta yaptığımız işleri kolaylaştırıp zorlaştıran da aslında yalnız becerilerimizin eksikliği değil, çoğunlukla kullandığımız sistemlerin güçlü ya da zayıf oluşudur. Çocukların korkularının pekişmediği bu ilk yıllarda yapacağımız çocuk psikolojisine uygun öğretim sistemleri ile korkuların oluşması önlenip, matematiği sevdirmek mümkün olabilir. Bu teze karşı bunun bu zamana kadar yapılamadığı ileri

sürülebilir. Fakat bu, bundan sonra da yapılamayacağını göstermez. Günümüzden 40-50 yıl önceki mevcut sistemlerle yapılması imkansız ya da çok zor olan işler, yeni teknolojilerle daha kısa zamanda, daha az maddi imkanlarla ve daha kolay yapılmaktadır."

01.Kasım 2007

ÇOCUĞUMA MATEMATİĞİ OYUNLA ÖĞRETİYORUM

Türk toplumunda yıllardır matematik öğrenme ve öğretme bir sorun olagelmiştir. Bu eğitim sistemi içinde 45 yılını öğrenci ve öğretmen olarak geçirmiş bir sınıf öğretmeniyim. 45 yıl içinde yaşadıklarım bana matematik alanında yaşadığımız sorunların ana nedeninin zeka yetersizliği olmadığını göstermiştir.

2000 i yılların başında öğrencilik ve öğretmenlik tecrübelerim ve uzun araştırmalarım sonucunda bir eğitimci olarak çözüm için bir şeyler yapmam gerektiğini düşünerek matematik başarısızlığının anne-baba, öğrenci, öğretmen ve sistem yönünden yaşanan sorunları ortaya koyan "Matematikle Barışıyorum" kitabını yazarak kendi imkânlarımla bastırdım. 2004 yılından bu yana internette bana ulaşan anne-baba, öğrenci ve öğretmenlerin matematik öğretimine başlarken en çok çarpma öğretiminde ve buna bağlı olarak dört işlemde zorlandıklarına şahit oldum.Bu konuda yaptığım çalışmaları da 2009 yılı başında "Pratik Yöntemlerle Çarpma İşlemi Ve Dört İşlem" adında bir kitapçık haline getirerek paylaşıma sundum.

Bu konuda tüm matematik yaşantımızın temelinin ilkokul matematiği olduğu gerçeğinden yola çıkarak ilkokul matematik konularının ve problem çözümlerinin ezberden uzak , günlük hayatımızla bağlantı kurularak, konuların anlatımı ve problemlerin anlaşılması ve çözümünde yatan mantığın açıklandığı , anne- babaların ve çocukların ailede yaşadığı "Matematik İşkencesini" "Matematik Eğlencesine" dönüştürecek bir kılavuz kitap yazmayı düşünüyorum. Adını "Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum" olarak düşündüğüm bu kitapta istiyorum ki anne-babalar aradıklarını bulabilsinler, evlerde yaşadıkları matematik öğretimi ve öğrenimi sorunlarını aşabilsinler.Konu anlatımı ve problem çözümlerinde anlaşılmayan sorunları aşabilelim.

Bu çalışmanın anne-babaların sorunlarına çözüm olabilmesi için anne-babaların ilkokul matematik öğretiminde en çok hangi konu anlatımı ve problem çözümlerinde sıkıntı yaşadıklarını öğrenmek istiyorum.Daha sonra da bu konularda ürettiğim çözümlerin anne-babalar tarafından incelenerek ne kadar faydalı olduğunu test etmek istiyorum. Kısaca oluşturacağım kitapların anne-babaların dertlerine ilaç olması için desteğinize ihtiyaç duyuyorum.Ülkemizde yaşanan matematik sorunlarının toplumsal bir sorun olduğu için çözümünün de toplumun her katmanının katkılarıyla oluşacağını düşünüyorum.Sizlerin görüşleri ve destekleri olmadan yazılacak bir kitabın bir çok eksiği olacağını düşünüyorum. Bu sorun hepimizin sorunudur ancak elele verirsek çözebiliriz.Bilhassa halen ilkokullarda çocukları olan anne-babaların ve halen görevde olup bu sorunları yaşayan öğretmenlerin katkılarını bekliyor ve önemsiyorum. Eğitimci-

Yazar Necip GÜVEN / Eskişehir

-KOLAY MATEMATİĞİN FORMÜLÜ: GÜVEN: “KRİZDEN EĞİTİMLE ÇIKILIR”

Matematik öğretimi ve kolay çarpım tablosunu öğrenme üzerine çalışmaları olan ve “Matematiği Sevdiren Adam” olarak tanınan eğitimci-yazar Necip Güven memleketi Bozüyük’e gelerek açıklamalarda bulundu.

Öncelikle yazdığı kitaplar hakkında bilgi veren Güven “ilk kitabıma “matematikte yaşanan sorun yalnız bir öğrenci sorunu değil toplumsal sorundur ve çözümü de vardır. O halde çözümü de toplumsal olmalıdır” diyerek başladım. 2004 yılından bu yana “Matematikle Barışıyorum” adlı kitabıma yapılan değerlendirmeler bu tespitimin ne kadar yerinde olduğunu ortaya koydu. Toplumumuzun her kesiminden aldığım geri bildirimler Türk insanının aslında çok zeki olduğu ve matematikle barışmasının mümkün olduğunu ortaya koydu” dedi.

Bu değerli ve toplumun çeşitli kesimlerinden övgü ile bahsedilen çalışmanın ardından 2. aşamaya gelen Güven ilk kitapta yaptığı matematik konusundaki teşhisini geliştirerek tedavi ve operasyon aşamasına geldiğini, 2. kitabında matematikten soğutan ezber yöntemini çöpe attığını çarpım tablosunu ve bölmeyi yeni ve basit yöntemlerle öğrenmenin yollarını sunduğu “Etkili Ve Pratik Yöntemlerle Çarpma Öğretimi Ve Dört İşlem” adlı kitabını anlattı.

“İstediğimiz kadar çabalayalım, istediğimiz kadar kaynak harcayalım, Annelerin desteğini almayan hiçbir projenin en ufak bir başarı şansı yoktur” diyen Necip Güven tamamen anneleri merkez alan ve ilkokul mezunu annelerin dahi kolaylıkla faydalanabileceği , ana sınıfından 5.sınıfa kadar annelerin en zorlandığı konularda onlara kılavuz olacak “Çocuğuma Matematiği Oyunla Öğretiyorum” adlı 3. kitabımın startını vermiş bulunuyorum. Bu çalışmalarda annelerin tam desteğini sağladığımızda tüm dünyaya Türk çocuklarını ve gençlerinin neler başarmaya muktedir olduğunu göstereceğiz” dedi. 3. kitabıyla anne ve çocuk arasındaki matematik işkencesini matematik eğlencesine dönüştüreceğini iddia eden Güven “3. kitabımda matematiğin nasıl öğretilebileceğini anlatacağım ve ana sınıfından 5. sınıfa kadar olan matematik öğreniminde matematiği şarkı oyun ve eğlenceli uygulamalarla birlikte öğreteceğim” dedi.

“Biz çocukluğumuzda ve gençliğimizde Alman ve Japon mucizesini çok dinledik. Biz Türkler olarak onlardan daha iyisini, Türk mucizesini başaracak kapasitedeyiz. Çünki biz Mimar Sinan’ların, Yunus Emre, Mevlana ve Nasreddin Hoca’ların nesliyiz. Kartallar uçar, tavuklar kaçar” dedi. Ayrıca ülkemizde yaşanan krizlerin anahtarını eğitimde gören Güven “ krizden çıkmak için Türk Milletine mucize lazım. Bu mucizeyi de ancak eğitimciler başarabilir. Nasıl Fatih’lerin arkasında Akşemseddin’ler varsa yazılan her başarı destanının arkasında da mutlaka bir eğitimci vardır” diyen Güven içindeki matematiği sevdirme ve öğretme aşkının verdiği ilhamla yazdığı şiirlerinden de örnekler sundu.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Matematik Öğretiminde ''Anadolu Açılımı''

Kütahya'ya gelen Eğitimci_yazar, emekli sınıf öğretmeni Necip GÜVEN, ünlü Türk büyükleri Mimar Sinan, Yunus Emre, Mevlana ve Nasrettin Hoca'yı model alarak oluşturduğu ''Anadolu Açılımı'' projesiyle çocukların ve gençlerin matematiği kolay öğrenmesini hedefliyor.

Emekli sınıf öğretmeni Necip Güven (54), 1999 yılında yapılan uluslararası matematik seviye belirleme sınavlarına Türkiye de dahil olmak üzere 38 ülkeden öğrencilerin katıldığını anımsattı. Bu sınavda matematikteki genel başarı sıralamasında 31'inci olan Türkiye'nin; Singapur, Güney Kore, Tayvan, Hong Kong ve Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinin çok gerisinde kaldığını belirten Güven, OECD'nin 2000'den bu yana 3 yılda bir OECD ülkeleri ve diğer katılımcı ülkelerde Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı

(PISA) uygulamaları yürüttüğünü anlattı. Güven, 2006'da Türkiye'nin katılımcı 57 ülke arasında fende 44'üncü, matematikte 37'inci, okumada 43'üncü olarak OECD ülkeleri arasında sondan ikinci sırada yer aldığını söyledi.

Türkiye'nin matematik başarısının OECD ülkeleri ortalamasının altında olduğuna dikkati çeken Güven, ''Ülkemizde eğitimdeki başarı düzeyini belirleyen en kapsamlı sınavlardan biri ÖSS'dir. 2007'deki ÖSS verilerine bakıldığında matematik alanında sıfır puan alanların sayısının önceki yıla göre 27 binlerden 47 binlere çıktığı görülmektedir'' dedi.

Güven, Türkiye'deki matematik başarısızlığının mazeretlerle açıklanamayacağını ifade ederek, ''Mazeretlere sığınıp mevcut durumu kabul ederek sineye çekmek yerine tüm mazeretleri ortadan kaldırmak için çözümlere odaklanmak gerektiğini'' bildirdi.

Necip Güven, daha önceki yıllarda öğrencilere matematiği sevdirmek için şiir ve deneme kitapları yazıp şarkı bestelediğini hatırlattı.

''Kolay matematik öğretimi'' konusunda son 10 yıldır yürüttüğü çalışmaları ''Anadolu Açılımı'' adıyla insanlara sunma aşamasına geldiğini anlatan Güven, bu projesinde anneleri önemli bir faktör olarak belirlediğini söyledi. Güven, eğitimcilerle öğrenciler arasında annelerin köprü görevi yapacağına işaret ederek, ''Anneler ilk öğretmenlerimizdir ve sorunlarda en çok acı çeken kitledir. Matematik dahil tüm eğitim ve öğretim sorunlarının çözümünde annelerin içinde yer almadığı çözümlerin başarıya ulaşma şansı yoktur. Bu sorunların bürokratik sistem içinde de çözülme şansı yoktur. Matematik sorunu ancak çözüme odaklanmış, toplumun her kesiminden gönüllü bireylerin yer aldığı takım çalışmaları sonucu çözülebilir. Tüm tarafların çözüm içinde etkin rol almadığı çalışmalarsa çocuklarımız, anneler ve eğitimciler arasında gidip gelen bir pinpon topuna döner" diye konuştu.

Güven, ''Anadolu Açılımı'' projesinde Mimar Sinan, Mevlana, Yunus Emre ve Nasrettin Hoca'nın yaşam felsefelerini baz alarak, onların başarıya ulaşmadaki inanç, kararlılık ve azimlerine dikkati çekmeye çalıştığını bildirdi.

Mimar Sinan'ın sürekli kendisini geliştirerek ustalık dönemi eserlerini 70 yaşından sonra ortaya koyduğunu belirten Güven, Türkiye'de insanların 50-60 yaşlarında emekli edilerek en verimli dönemlerinde sistem dışında kaldığını savundu. Edirne'deki Selimiye Camii'nin, Mimar Sinan'ın yaşamındaki zirvesi olduğunu dile getiren Güven, başarılı olmak isteyen her insanın kendisine böyle hedefler koyması gerektiğini bildirdi.

Yunus Emre'nin, ''Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz'' sözünü hatırlatan Güven, matematik eğitimcilerinin öğrencilerin işini kolay kılması halinde başarı merdivenlerinin tırmanılacağını anlattı.

Nasrettin Hoca'nın nüktedanlığı ve hazır cevaplılığıyla Türk insanının zekasını yansıttığını söyleyen Güven, ''Nasrettin Hoca, herkese, 'Haklısın' diyor. İnsanların inançları neyse yanlış da olsa ona inanmaya devam ederler. Matematiğe zor diyen bir öğrenciye bu iş zor gelir, motivasyonunu olumsuz etkiler. Biz matematiği kolay diye algılatırsak iş çözülür.

Mevlana'nın öğütleri, matematiğe güzel yanlarından bakmamızı sağlayabilir. Nasıl bakarsan öyle algılarsın. Matematiğe bakış açımızı Mevlana'nın
öğütlerine göre kurarsak başarı şansımız artar. İşte dört ünlü Türk büyüğümüzün yaşamından yola çıkarak oluşturduğumuz proje, çocuklara matematiği sevdirecek'' şeklinde konuştu.

12 Eylül 2009 Kütahya İHA

Matematiği Sevdiren Adam, Necip Güven Kimdir?

Necip GÜVEN,1955 yılında Bilecik ili Bozüyük ilçesi Yeşil çukurca köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle Kütahya’ya taşındılar. İlkokulda sık sık öğretmen değişikliği ve güvensizlik nedeniyle bir çok yeteneğinin farkına varamadı. Dördüncü sınıfın ikinci dönemi ve beşinci sınıfta ufak bir kıpırdanma görüldü.

Çok fırtınalı bir orta ve lise öğretimi sonunda liseden mezun olan yazarımız 1979 yılında üniversite sınavlarında eğitim enstitüsü sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı.1981 yılında Burdur Eğitim Enstitüsü’nde sınıf öğretmeni olarak mezun oldu.

Sırasıyla Mardin, Gaziantep,Sivas,Bursa-İnegöl’de öğretmenlik yaptıktan sonra Eskişehir’e atandı.2007 Temmuz ayında resmi görevinden emekli oldu,ancak eğitimcilik son bulmayan bir meslek olduğu için halen aktif olarak eğitim hayatına devam ediyor.

1999 yılı Mart ayında bir radyo programında yazar Oğuz SAYGIN’ı tanıması hayatında bir dönüm noktası oldu. Yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen eski defterleri dürerek hayatında beyaz bir sayfa açtı.’’Negatif Limanlardan,Pozitif Sulara’’yol almaya başladı.Daha sonra yazar Alişan Kapaklıkaya ile tanışarak ‘’Pozitif Düşünce’’ kervanına katıldı.

2004 yılında “Matematikle Barışıyorum” adlı ilk kitabını çıkardı.Hem kitabı hazırlama sürecinde hem de kitabın yayınlanışının ardından matematik korkusu ve ve matematik eğitimi konusunda düşünceleri, deneyimleri ve endişeleri içeren bir çok okuyucu mektubu aldı.Matematik korkusunun ne kadar yaygın ve büyük bir problem olduğunu gözler önüne seren bu mektupların bir bölümüne “Matematikle Barışıyorum” kitabında yer veren Necip Güven,şimdi bu mektupları kişisel internet sitesinde derliyor.

2009 yılında "Pratik ve Etkili Yöntemlerle Çarpma Öğretimi ve Dört İşlem" isimli ikinci kitabını yayınladı. Halen Eskişehir'de çalışmalarını devam ettiren Necip Güven, şu sıralarda www.matematigisevdirenadam.com sitesinde yeni yazılarını yayınlamaya devam ediyor.

Necip Güven'le yapılan uzun bir ropörtaj..

Direk konuya girelim. Hocam matematik sizce zor bir ders mi?

Bana göre ''Matematik Dersi Zordur.'' ifadesi gibi ''Matematik Dersi Kolaydır. '' demekte yanlıştır.Bu ifadeler resmin bütününü algılamamıza engel oluyor.Bu ifadeler şuna benziyor. 10 katlı bir apartmanın önüne gelip ''Bu apartmanın10 katına çıkmak kolaydır veya zordur.'' demek gibidir. Ama şöyle dersek iş değişir.''Bu apartmanın 10. katına merdivenle çıkmak zordur ama aynı yere asansörle çıkmak çok kolaydır.'' Yani kurduğumuz cümlelerde resmin bütününü ortaya koyup ona göre cümle kurmalıyız.

Cümleyi ''Matematik dersini yıllardır dedem zamanından kalma bayatlamış, modası geçmiş ezberci yollarla öğretmek ve öğrenmek çok zordur.'' şeklinde kurarsanız bu cümlenin altına ''Çok doğru'' diyerek 100 tane imza atabilirim.''Matematik dersi kolay bir derstir.'' ifadesini de ''Matematik dersi işini çok iyi bilen ve seven öğretmenler tarafından ezberciliğin dışına çıkarak ilginç yöntem ve yollarla öğretilirse kolay bir ders haline gelir.'' derseniz bu cümlenin de altına ''Çok doğru '' diye 100 tane imza atabilirim.


Mesela ben bir sınıf öğretmeniyim bu yüzden daha çok ilk okul matematiği üzerinden örnek vermem doğru olur.Bana '' Hocam, matematik dersi bana çok zor geliyor.'' diyen anne-babalara ''Haklısınız, sizin yöntemlerinize göre hakikaten zor ama benim kullandığım yöntemlere göre ise hem zevkli hem de kolay diyorum.Ders aynı ders fark nerede sorusuna ''Karşınızdaki matematik dağına siz bir dağcı gibi tırmanmaya çalışırken ben aynı dağa uzun yıllara dayanan tecrübe ve deneyimlerimle yaptığım ''Matematik teleferikleriyle'' hiç zorlanmadan '' ulaşıyorum diyorum.
Sizlere soruyorum,''Uludağ’a kayak yapmak için giderken tırmanmayı mı yoksa teleferikle ulaşma seçeneğini mi tercih edersiniz ?

Yani doğru çalışma tekniklerini kullananlar için kolay bir ders..

Şimdi ''Matematik Dersi '' ile ilgili şu gerçekleri de ifade edelim.

Dersi ve öğretmenini seven için ''Matematik Dersi'' kolay iken sevmeyen için zordur.
Temeli sağlam bir öğrenciye matematik dersi kolayken temeli iyi olmayan öğrenci için zor bir derstir.

Formüllerin mantığını kavramış bir öğrenci için kolay bir ders olan matematik formüllerin mantığını bilmeyen ''Formül Ezbercileri '' için çok zor bir derstir.

Sistemli çalışan bir öğrenci için kolay olan matematik dersi, sınavdan sınava ders çalışan bir öğrenci için hakikaten zor bir derstir.

Olumsuz ön yargıları olan bir öğrenci için zor olan matematik olumlu düşünen kimseler için o kadar zor değildir.

Hocam,peki www.matematigisevdirenadam.com sitesi neden açıldı?

Sitemizin en önemli amacı insanlara yalnız matematik öğretmek değil, insanları matematiği öğrenmeye hazır hale getirmektir.

Bu söylediklerimiz bizim matematik konusundaki projelerimizin olmadığı şeklinde yorumlanmamalı: çünkü öğrenmeye hazır olmayan bir insan kapağı kapalı bir şişeye benzer; onu doldurmak için dökeceğimiz sular hep yerlere dökülecektir.

Ayrıca diğer amacımız yalnız öğreten bir organizasyon değil, hem öğreten öğrenirken de öğrenen bir organizasyon olmaktır.

Biz yalnız alan değil; aldıklarını inceleyen, işleyen,yorumlayan, geliştiren, üreten, ürettiklerini paylaşan, paylaştıkları ile karşısındakileri de üretmeye teşvik eden bireyler haline gelmek istiyoruz.

Biz her şeyi bildiğimiz iddia etmiyoruz. Ancak bilgilerimizi paylaşırsak birlikte gelişeceğimizi düşünüyoruz. İki elmamızdan birini size verirsek bizim bir, sizin de bir elmanız olur. Sizin ve bizim birer bilgimiz olur ve paylaşırsak sizinde bizimde ikişer bilgimiz olur. Maddi şeyler paylaşıldıkça azalırken, bilgi aksine paylaşıldıkça artar.

Bizim sitemizin müdavimleri öyle üretken olmalı ki bir süre sonra bizim ürettiklerimizden daha güzel, daha ileri çalışmalara imza atsınlar.

Sizin bir de hem sözlerini yazdığınız hem bestesini yaptığınız "Matematik Şarkılarınız" var. Matematik ve müzik ne alaka?

Açıklayayım.Arkadaşlar yapılan bilimsel araştırmalarda müziğin öğretimde mucizevi sonuçları ortaya çıktı.Şu benim ''Matematik ve motivasyon'' şarkıları çalışmama destek verin dememe rağmen kulak asılmadı.Bakalım müzik hayata hangialanlarda çok kullanılıyor.

1-Sporda : Kocaman, kocaman adamlar takımlarının marşlarıyla coşuyor, şovlar yapıyorlar.

2-Dini duyguları telkinde ( özgün müzik, ilahi ) müzik sıkça kullanılıyor.

3-Eğlencede : Çocuklara eğitim ve öğretim amaçlı müzik yapmamız için yardım etmeyen kocaman ve kodaman adamlarımız ''Manda yuva yapmış söğüt dalına'' türküsünü duyunca yerinde duramayıp piste fırlıyor.

4-Tıpta : Ruhsal sorunlarda ve otistik çocukların tedavisinde.

5-Reklamlarda ürünleri tüketiciye pazarlamak için.Amaçlarına fazlasıyla ulaşıyorlar da...

6-Seçimlerde partiler seçmeni tavlamak ve avlamak için müziği araç olarak sonuna kadar kullanıyorlar.

Bu kadar alanda kullanılan müzik matematikle dargın mı acaba? Siz hiç matematikten bahseden bir şarkı duydunuz mu? Bir dakika özür dilerim.Var, tamam var! ''Kendimden kendimi çıkardım.Sıfır kalmaz.Matematik yalan söylüyor hocam.'' Tuh ! Bir tane var , o da matematiği kötülüyor.

Ben ve benim gibi deli olan asistanımla birlikte bir çok matematik ve motivasyon şarkısından (sınrlı imkanlarımız yüzünden) ancak üç tanesini müzikal (Silkiniş Türküsü, Süper Çocuklar ve Sayı Treni şarkıları) hale getirebildik.


Hocam, bu kadar uğraş neden? Nereye koşuyorsunuz?

Hayatın her bölümünde farkında olalım veya olmayalım bazı dersler çıkarırız.Çıkardığımız bu derslerden en önemlileri farkında olarak çıkardığımız derslerdir.Bu açıdan ele alırsak hayatımda en önemli kararları almaya ve gereken adımları atmaya başlamam 1999 Yılında Hocam Oğuz SAYGIN'la tanışmamdan sonradır.Eğer o gün o adımları atmamış olsaydım bu gün ne ''Matematikle Barışıyorum'' kitabı, ne Web sitesi ne de matematik projelerim olurdu.
Hiç bir zaman kısa zamanda para kazanıp zengin olma gibi bir düşünceye kapılmadım.

O şekilde düşünenleri de kendimce ''KABAKÇI '' düşünce olarak gördüm.Kabağı ekersiniz 3ay sonra toplar ve satarsınız.Ertesi yıl tekrar eker tekrar satarssınız.Bu böylece sürüp gider.Fakat ceviz fidanı dikerseniz bu fidan 5-6 hizmetten sonra ancak yavaş yavaş meyve vermeye başlar.Kısaca meyvelerini toplamak için biraz sabır ve bakım gerektirir.

Bir kitapta okuduğum sözü adeta beynime kazmıştım. O sözde ana fikir olarak şöyle diyordu.''Çalıştığınız bir işte kazandığınızdan fazla üretmeye devam ederseniz bir gün ürettiğiniz kadar kazanmaya başlarsınız.'' diyordu.Bu yüzden, hiçbir zaman halk diliyle ''Bu kadar ekmeğe ancak bu kadar köfte olur.'' demedim.

Hedefiniz mevcut eğitim pastasından pay kapmak mıdır?

Hayır .Çünkü şu anda mevcut milli geliri çok yetersiz buluyorum.Hedefim, mevcut pastadan pay kapmak değil pastayı Türk milletine yaraşır şekilde büyütmeye katkıda bulunmaktır.Hiç bir zaman para, para, para demedim.Parolam, her zaman para+dua olmuştur. Eğer benden hizmet satın alan kişinin bana verdiği parada gözü varsa ben o parayı hak etmemişim olurum diye düşünüyorum.Bu yüzden benden kitap alıpta verdiğim paranın karşılığını alamadım diyenler kitabı iade edip paralarını geri istemelidirler.

Hedefleriniz nelerdir?

Bu soruya cevabım, Türk çocukları ve gençleriyle birlikte dünya çapında projeler imza atmaktır.Dünya çapında olamayan hedef ve projeleri hiç dikkate almıyorum.

Bu hedeflere ulaşacağınıza inanıyor musunuz?

Evet, tüm benliğimle inanıyorum.

Bu hedeflere ulaşmak çok zor hatta imkansız değil mi?

Hayır.. Çünkü ben şöyle düşünüyorum. '' Tepeleri hedefleyenler için dağlar aşılması imkansız olabilir fakat ufukları hedefleyenler için tepeler ve dağlar aşılması gereken sıradan birer engeldir. Unutmayalım ki, inanılmaz işleri ancak inananlar başarır.

Eğitimci-yazar Necip GÜVEN Eskişehir

Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )

Email 1: necipguven2003@mynet.com

Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com

Web: http://www.matematigisevdirenadam.com

İNTERNETTE Necip Güven ve Çalışmaları

Ana Web Sitemiz: www.matematigisevdirenadam.com
Eski Sitemiz: matematigisevdirenadam.wordpress.com
Facebokk: Matematiği Sevdiren Adam
Şu Anda Açık Olan Bloglarımız ( Daha sonra açılanlardan haberdar edeceğim.Necip GÜVEN)
1.necipguven.blogspot.com (Necip Güven'den Makaleler ve Paylaşımlar)
2.tekerlemelicarpimtablosu.blogspot.com
3.carpimtablosuoyunlari.blogspot.com
4.carpimtablosuezberinehayir.blogspot.com
5.kolaycarpimtablosu.blogspot.com
6.zevklicarpimtablosuogrenme.blogspot.com
7.carpimtablosuezberleme.blogspot.com
8.matematiklebaristim.blogspot.com
9.carpimtablosunasilezberlenir.blogspot.com
10.matematiktemelimyok.blogspot.com

Yazılarımızın Yayınlandığı Bazı Siteler
1-www.nevvalsevindi.com/oku ( Kültür Bölümü ) Matematik Eğitim Ana sınıfında Başlamlıdır )
2-www.hikayeler.net (Makale Ve Şiirler )
3-www.turkpdr.com ( Üyelerimizin Yazıları Bölümünde )
4-http://www.sehirgazetesi.com.tr (Matematiği sevdiren adam ve Hacivat-Karagöz 8 Mayıs 2010 )
5-http://www.bilinclianne.com (Editörden Köşesi Müzik Matematik Ve Oyun 03,06,2009
6-www.yorumcuyuz.net ( Eğitim-Öğretim Matematik bölümündeki ‘’matematiği sevdiren adam’’ adı altında yazdığım yazılar ))

Annelere Sesleniş ! ( Şiir )
‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’

ANNELERE SESLENİŞ !

Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.

Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.

Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.

Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.

Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.

Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.

Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.

Necip Güven 19 Ekim 2009

Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....

Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN

Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA

Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.

BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-

http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-


Yetti Artık Canımıza '' Çarpım Tablosu Şiiri ''

Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.

******************

Çarpım tablosu,
Çarpım tablosu dediniz,
Başımızın etini yediniz.
Bela oldu başımıza,
Yetti artık canımıza.
Ya bu işin kolayını bulun,
Ya da başımızdan yok olun.
Boş yere günlerce bize kızdınız,
Ufacık çocuklara mezar kazdınız.
Hatanızın suçunu bize yıktınız,
Streslere sokup, canımızı yaktınız.
Başımızda nöbet bekler büyükler,
Sırtımızda sanki tonlarca yükler.
Oyun hakkımızı elimizden aldınız,
Oyuna doyamadık.
Kırdığınız yumurta bini geçti,
Çoğunu sayamadık.
Çarpılan çarpım tablosu mu
Yoksa biz mi anlamadık.
Boşa gitti tüm emekler,
Arabalar, bebekler hep bizi bekler.

Necip GÜVEN Eskişehir 21 Temmuz 2008

Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com

Web: http://www.matematigisevdirenadam.com

Matematik Yolları Dar

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...

Matematik dersini
Başa bela yaptınız.
Yeni yöntem bulmayıp
Suçu bize yıktınız.

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...

Dünya hızla giderken
Siz frene bastınız.
Notu bir silah yapıp
Öğrenciyi astınız.

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...

Bilimlerin şahını
Kara bela yaptınız.
Çözmek varken sorunu
Çıkmaz yola saptınız.

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...

Cem Yılmaz'ın ağzına
Bizi sakız ettiniz.
Boş nutuklar çekerek
İşinize gittiniz.

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda şikayetler var...

Bu kocaman kartalın
Kanadını yoldunuz.
Şimdi oldun bir tavuk
Diye ona güldünüz.

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projeler var...

Matematik yolları dar,dar.
Bu konuda projemiz var...

Söz : Necip GÜVEN 10 Mayıs 2008 Eskişehir
Beste : Evreşe Yolları Dar ( Anonim )


Matematiği Sevdiren Adam

Sevdiren Hoca’nın gönlü zengindir,
Başarı sağlayan ancak dengindir.
Hoca kitapları tarayıp durdu ,
Size anlaşılır çözümler kurdu.

Ezberci çözümlerle iyi sonuç alınmaz,
Düzen bozuk ise o saz çalınmaz.
Dersin anahtarı kitaplarda var,
Sunduğu kolaylıklar size olur yar.

Gizemli kitapta her şey bellidir,
Problemin hali bir kaç yolludur.
Oyunla anlatır bu dersi Hoca,
Çılgınca uğraşır hedefi yüce.

Matematik bize candan dost olur,
Sevip kucak açan zordan kurtulur.
Başarı kişinin beyninde gizli,
Bu gizi çözenin çabası hızlı.

Korkunun ecele faydası yoktur,
Çözümü anlayıp ders alan çoktur.
Hoş bir seda ile seslenip durur,
Oyunla, müzikle hedefi bulur.

Gelin ey Veli’ler, sevgi serelim,
Gelişmiş fidandan güller derelim.
Bayrağı yükseklere dikecek gücün var
Sana destek oğlum, kızım, bacın var.

Sabri DİL (Mestani) Eskişehir 11 Ağustos 2009

AŞKIMIZ MATEMATİK!

Sendeki güzelliği görmeyenler utansın,
Anlat ki hünerini cümle alem uyansın.
Seni kötü makyajla öyle çirkin yaptılar
Kıymetini bilmeyip bir kenara attılar.

Güya sana küsüp, kızıp ta darılırlar
Zengin olma hülyasıyla sayısala sarılırlar.
Bilmezler ki zaman sensin, itiraf etmiyorlar.
Hem sana küsüyorlar, bırakıp gitmiyorlar.

Şiirin temelisin, müzik senle yoğrulur,
Sistemlere bakılmaz, hesap senden sorulur.
Nefret edenlere nasıl anlatsam seni,
Makyajını silip te göstersem güzelliğini.

Ezberin kuyusuna Yusuf gibi attılar,
Suçları yokmuş gibi rahat rahat yattılar.
Dişini sık güzelim, kurtarmaya az kaldı,
Söyle güzel yüzüne karaları kim çaldı ?

Kraliçelik tahtın hazır seni bekliyor,
Bilimlerin şahını çok özledik gel diyor.
Kıymetini öğrendik, baş köşeye koyacağız,
Sana olan sevdamızı ülkemize yayacağız.

Necip GÜVEN Eskişehir 24 Şubat 2009

MATEMATİKLE BARIŞIYORUM

İlkokulda seni karşımda buldum,
Korkudan yıkıldım, sararıp soldum.
Korkumun ilacıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Modern matematik dedin uyuttun beni,
Rüyamda bile korkuttun beni.
Yeni yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Vereme bile çare bulundu,
Matematik ise bir kenara konuldu.
Gerçek matematikle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Olmaz denen Bolu Dağı delindi,
Korkularım birer birer silindi.
Pırıl pırıl zekâmla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Neye inanırsam kaderim oymuş,
Korkular virüsü beynime koymuş.
Anti-virüs programlarıyla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Sana giden yollar bir tek değil çok imiş,
Bu konuda benim fikrim yok imiş.
Patikadan çıktım, otobanla tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Ezberdir diyerek sana çamur attılar,
Suçu sana yıkıp rahat rahat yattılar.
Ezbersiz yöntemlerle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Film bitti artık ezber bozuldu,
Bunun için ne destanlar yazıldı.
İçimdeki gerçek güçle tanışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Atalarımın izinden gitmeliyim,
Zirveye bayrağı dikmeliyim.
Kararlıyım dünya ile yarışıyorum,
Matematik seninle barışıyorum.

Necip GÜVEN Eskişehir 14 Ağustos 2009

27 Haziran 2010 Pazar

Annelere Sesleniş ! ( Şiir )

‘’Bu şiiri , önce en zor günlerimde bana kol kanat geren , çalışmalarımı yüreklendirici konuşmaları ile daima destekleyen Dürdane ELHAN ve Müyesser Saka Öğretmenlerime ….. Daha sonra da yüreği sevgi dolu tüm annelere armağan ediyorum….Necip GÜVEN
19 Ekim 2009 Pazartesi ‘’

ANNELERE SESLENİŞ !

Ne olur anneler, çaresizce bakmayın,
Gözyaşlarınızı tutun, o bayrama saklayın.
Kâbus bitti, bak kartallar gelecek,
Anadolu bayram yapıp gülecek.

Yarınları ne olacak hiç korkma,
O masum yavrunu öp, sarıl ve kucakla.
Kartallara zindan olan kümesler yıkılacak,
Hedeflenen zirvelere birer birer çıkılacak.

Bu dava bizim için namustu,
O gördüğün gerçek değil kâbustu.
Yeter, son ver bitsin artık bu ağıt.
Mutfağında helvanı yap ve dağıt.

Bak tarihe, bu millet ne badireler gördü.
Anadolu’yu hakir gören hem sağırdı hem kördü.
Savaştasın üç silahın var unutma !
Güzel kitap, yazan kalem ve kağıt.

Bir zamanlar bu davaya Dürdaneler, Müyesserler baktılar.
Önümüzde sönmez ışık yaktılar.
Zaman geldi, koşan atlar yoruldu,
Bayraklar genç kartala verildi.

Genç kartallar ufuklara bakındı,
Haydi gayret , zaten zirve yakındı.
Bir silkindi, çılgın gibi koşturdu,
Anadolu insanını coşturdu.

Bir milleti ilerleten ufuktur,
Madenimiz altın değil çocuktur.
Eğitimdir kaliteyi getiren
Çözüm olup problemi bitiren.

Necip Güven 19 Ekim 2009

Dürdane Elhan ve Müyesser SAKA Hocalarımın şiirime verdikleri cevap mesajları....

Sayın NECİP Bey, yazdığınız şiire teşekkür ederim.Çok zarif bir jest yapmışsınız. Başarılarınızın devamını dilerim.Yaşam kısa sizde koşuyorsunuz bu koşuşturmalarda inşallah daha çok basarılar yakalayacaksınız.Selamlar…Dürdane ELHAN

Teşekkür ederim. Beni de çalışmalarınızda andığınız için. Kolay gelsin. Başarılar.
Müyesser SAKA

Merhaba Dürdane ve Müyesser Hocam, ben sizleri her zaman anıyorum.Sizlere (Dürdane ELHAN; Müyesser SAKA,G.Veli KİŞİOĞLU ve Basri KÖSELER ) beni ve projelerimi destekleyen arkamdaki ``Muhteşem Dörtlü`` diye takdim ediyorum.

BKNZ. http://www.hikayeler.net/yazilar/129151/arkamdaki-muhtesem-dortlu-1-

http://www.hikayeler.net/yazilar/129152/arkamdaki-muhtesem-dortlu-2-

Sizleri hiç bir zaman unutmadım, unutmayacağım.

Eğer sizin zamanında yaptığınız çalışmalar olmasaydı ve benim çalışmalarıma destek olmasaydınız ortada ne Necip GÜVEN diye bir ne de eserleri olurdu.Bu bir bayrak yarışı .Bir süre daha çalışıp bu projeleri gençlere emanet edecek duruma geldiğim zaman da ben de sizin bana yaptığınız gibi ``Haydi gençler ben nöbetimi tamamladım artık bu emaneti size gönül rahatlığı içinde emanet edebilirim.Size inanıyorum ve güveniyorum.Beni ve projelerimi aşan çalışmalar yapacağınıza da inanıyorum.Haydi bayrağı teslim alın diyeceğim.``

Ben bu projeleri sıfırdan başlayıp buralara getirmedim ki sizin koyduğunuz tuğlaların üstüne ben de sizin verdiğiniz destekten cesaret alarak yeni tuğlalar koydum.Hepsi bu kadar.

Ellerinizden öperim. Size ve ailenize sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.

Öğrenciniz Necip GÜVEN

16 Haziran 2010 Çarşamba

Öğretmenim Her Şey Senin Elinde

1994 yılında bir lise müdürünün başından geçen bir olayı onun ağzından anlatmak istiyorum.Şöyle anlatıyor:“1994 yılıydı.Bir lisede okul müdürü olarak göreve başlamıştım.Yatılı öğrecilerimizin bulunduğu pansiyonlu bir okuldu.Tabiki yurdun çeşitli yörelerinden gelmiş ve çok çeşitli problemleri olan öğrenciler bulunmaktaydı,çevrenin de büyük baskısı vardı.Geldikleri yörelerde terör baskısı ve yakınlarının terör odakları ile irtibata girmiş olmaları bilinçsiz öğrencilerimizi de olumsuz yönde etkilemişti.Ayrıca bazı çevrelerin öğrencilerimizi bizim aleyhimize kışkırtmaları ve bunu yoğun bir şekilde sürdürmeleri neticesinde zaman zaman sıkıntılar yaşadık.

Bu durum karşısında müdür yardımcısı arkadaşlarımla birlikte azimle öğrencilerimizi takip ederek,sık sık toplayıp nasihat ederek,onlara yardımcı olacağımızı anlatarak yakından temasa geçtik.Devamsızlık temizlik ve çalışma sistemlerini izleyerek düzene sokmaya çalıştık.Bütün bunları yaparken onların öneri ve görüşlerini de göz önünde bulundurmaya özen gösterdik.Böylelikle kendimizi sevdirmek yani kabul ettirmekle işe başladık.

Örneğin öğrencilerimizin önerileri doğrultusunda yemek çıkararak,yemeklerin tüketilmesinde israf etmeden,severek yediklerine, iyi beslendiklerine şahit olduk.Problemli bir grup öğrencimizin okulla ilgileri kalmamışken onları okula kazandırmakla kalmayıp başarılı olduklarını da gördük.Bu öğrencilerimizden üniversiteyi bitirenleri de gördükçe mutlu olmaktayım.O yıl soyadı Karlıdağ olan bir öğrencimin hocam siz bu okula gelmeseydiniz biz kesinlikle bu okuldan mezun olamazdık,mezun etmezlerdi deyişi hala kulaklarımda.”

Anlatacağım ikinci örnek olay ise bir öğretmenin yanlış tutumunu sergiliyor.Olay Elazığ’ın Palu İlçesi’nde geçiyor.Öğretmen sınıfta düzeni bozan bir kısım öğrenciyi kendi yöntemlerini kullanarak kendi deyimiyle”dize getirmeye” çalışıyor.Yani bu çocukları bir güzel dayaklıyor. Zaten deli dolu olan bu çocuklar bu dayağı gururlarına yediremiyorlar ve çok ilginç bir yola başvurarak intikam almaya çalışıyorlar.Ne mi yapıyorlar? Öğretmenlerinin henüz anaokuluna giden oğlunu okul çıkışında yakalayıp”Senin baban da bizi böyle dövdü”diyerek çocukcağızı epeyce hırpalıyorlar.

( * ) Ayşegül TÖK

Kaynak:KAYNAK: http://web.inonu.edu.tr/~ikram/Siniftaunutamadim

Öğretmenimiz Ali'ye Hakaret Etti

Ben Lise-2 siniftayken yasamis olduğum bir animi anlatmak istiyorum.sinifimizda ki öğrencilerden Pinar matematik dersinin ilk yazilisina raporlu olduğu için girememisti.Rapor süresi dolduktan sonra matematik öğretmenimiz Pinar'i yazili yapti.

Pinar yazili kağidini verdikten sonra sinifimizdaki öğrencilerden Ali Pinar'a şu soruyu yöneltti:"Pinar yazilin nasil geçti?"Pinar'da yazilisinin pek iyi geçmediğini söyledi.
Çaliskanlik bakimindan sinifin vasat ögrencilerinden olan Ali:"Ben olsam 100 alirdim"dedi.Bunu duyan matematik öğretmenimiz Ali'ye atfen "senin gibi köpekler yüz değil ağziyla kuş tutsa yine bu dersten geçirmem" dedi.

Ali de öğretmenimize yönelerek "öğretmenim ben köpek miyim?"dedi. Öğretmenimiz de:"Benim gözümde köpeksin"diye karşılık verdi.Ali buna cevaben:"Hocam benim gözümde de siz bir köpeksiniz"dedi.Öğretmenimiz bu laf karsisinda sok oldu.çantasini topladigi gibi siniftan ayrildi.

Bes dakika sonra okul nöbetçisi sinifa gelerek Ali'yi okul müdürünün çagirdigini
söyledi.O günde günlerden cuma idi.Bayrak töreni için dersten sonra asagiya indik.Okul müdürü çok sinirlenmisti ve öğrencilere yönelik bir konusma yapti.Ali'nin bu tavrindan dolayi okuldan atildiğini söyledi ve öğretmenlere karsi saygili olmamiz konusunda tavsiyelerde bulundu.

Okul yönetimi tarafindan siniftan herhangi bir kişi cagrilipta olayin asli ögrenilmedi...

( * ) HASiM KAYGISIZ

İlk Derste Matematikten Koptuk

Ögrencilik hayatim boyunca beni etkileyen bir sürü olay olmustur.Fakat en çok etkilendigim olay lise 2. siniftayken basimdan geçmisti. Ögrenim gördügüm lisede dersler dogru dürüst islenmiyordu. Okulda farkli görüslere mensup ögrenci gruplari vardi. Bu gruplar sürekli birbirleriyle çatisma halinde olduklari için okul tam bir kargasa içindeydi. Bu nedenlerden dolayi her dönem bir dersimiz bos geçerdi. Lise 2. sinifin son döneminde matematik dersimiz bos geçiyordu.

Bir gün müdür sinifa girmemizi yeni bir matematik hocasinin geldigini söyledi. Hepimiz sinifa girdik ve yeni gelen hocayi beklemeye basladik. Ders zili çalinca kapidan hoca göründü ve selam bile vermeden "Ben sizin yeni matematik hocanizim bu okulda neler oldugunu biliyorum,ismim Mehmet ben diger hocalara asla benzemem dersimi dinlemek isteyen efendi gibi dinler,dinlemek istemeyen öküz gibi siniftan çikip gider."

Hocanin bu ani ve beklenmedik söylemleri karsisinda hepimiz sasirip kalmistik. Yanimda oturan en iyi arkadasim ayaga kalkip hocaya sunlari söyledi: "Ben sizin ögrencinizim, ismim Ahmet bu sinifa gelen hoca ders anlatacaksa efendi gibi dinleriz yok bize hakaret edecekse öküz gibi defolup geldigi yere gitsin." Bu yüzden hoca bagirmaya basladi ve arkadasimin üzerine yürüdü. Ben ve bir kaç arkadasimiz daha ayaga kalkip hocaya Ahmet ile ayni fikirde oldugumuzu söyledik. Hocayla aramizda kavga derecesine varan bir tartisma çikti.

Hoca siniftan çikinca hepimizi müdüre sikayet etti; fakat biz olup bitenleri müdüre anlatinca müdür hakli oldugumuz kanisina vardi. Bu olay beni oldukça etkilemisti.Çünkü onca yil egitim görmüs ve ögretmen olan bir insanin bu davranislari beni zaten yetersiz olan egitim sisteminden tamamen sogutmustu ve geçici bir süre bütün hocalara Mehmet hocaya baktigim gözle bakmaya basladim. Fakat daha sonra derslerime giren ve tanidigim dürüst,erdemli ve basarili ögretmenlerin sayesinde,ben de bu gün ögretmenlik gibi kutsal bir meslegin üyesi olma çabasi içindeyim.

( * ) Nasır Sevim

Matematik Dersini Çok Seviyordum

BU NASIL ÖĞRETMEN

Orta okul son siniftaydim.Matematik dersini çok seviyordum.Bizim okula yeni bir matematik öğretmeni atanmıştı.Öğretmen gayet başarılı ve etkili dersini anlatıyor ve biz de zevkle dinliyorduk.gittikçe hocayı ve matematik dersini daha çok sevmeye başlıyordum.3.sinifin II.döneminde matematik dersinden son yazili oluyorduk.Ben arka siralardan birinde oturuyordum.Öğretmen sinav sorularini, tahtaya yazıyor ve biz de yazili kağitlarimiza geçiriyorduk.

Fakat hocanin el yazisini tahtadan okuyamiyordum.Son soru tahtaya fazla siğmamis öğretmen de kısa cümlelerle ve küçük harflerle soruyu tahtanın en alt tarafına yazmisti.Sinifta bazi arkadaşlar tahtadaki sorularin okunmadığından sikayet edince öğretmen de sorulardan bir kaçını okudu.Fakat son soruyu okumadi.Ve ben de "son soruyu tekrar eder misiniz" dedim.

Öğretmen döndü , bana doğru hizla geldi ve iki eliyle kafamı tokatladi.Ne olduğunu anlayamadım.Bir eliyle başıma vuruyor diğer eliyle sağ kulağımı çekiyordu.Fakat ben hocanın bu şiddetli harekete son vermesini bekliyordum.Kulaklarım zangirdiyor,basim agırıyor,gözlerimden yaşlar akıyordu. Sınıftaki arkadaşlarım şaşkın bakişlarla bana bakiyordu.Ne olduğunu anlamamişlardi.

Öğretmen sınıfa döndü ve klasik sınav talimati vermeye başladi.15 dk. kendime gelemedim , takdir belgesiellerimin titremesinden kalemi tutamıyordum.Ve sorulara konsantre olamıyordum.Halbuki sorulara ilk baktığımda bana çok kolay gelmişti hemen hepsinin cevabini çok rahat bir şekilde yapabiliyordum. Ama bir türlü cevap kağıdına bir şey yazamadım.Bos kağıt verdim ve çıktım...

Sınav sonuçları açıklandı ortalamam 2 düşmüş yani dersten geçtim ama bunun yüzünden "TAKTIR BELGESI" alamadim.Ortaokulu bitirdim liseye başladim.Lise 1. sinifta iken okulumuzda eğitsel kol çalişmalari yapiliyordu.Ve ben de kütüphane kolu başkani seçildim.Bir gün felsefe hocamiz elinde bir koli ile geldi.Kütüphaneye götürdü.Sonra benden bu kolideki kitaplari raflara yerleştirmemi istedi. Kolideki kitapların içinden "BILGISAYARA GIRIS" isimli kitap gözüme çarpti kitabin yazarina baktim.Benim orta okul son siniftaki matematik öğretmenimin ismi vardi: ISMAIL ............

O öğretmenden o kadar nefret ediyordum ki bu kitabi aldim ve direk kalorifer dairesine indim.Ve cebimdeki kibrit kutusunu çikardim kitabi yakmaya başladim.Kitabin her sayfasi yandikça sanki o öğretmenden intikamimi aliyordum ve zevk alıyor, seviniyordum.

( * ) Özcan Özden

Öğretmenlik Bir Sevgi Mesleğidir

İlkokula başladığım senelerde köyümüze yeni bir öğretmen tanmıştı.Öğretmenin sert tutumu ve disiplini her halinden okunabiliyordu.Bize karşı sert tutumlarıyla epey gözümüzü korkutmuş hatta sınıfa sopayla giriyordu.Bundan dolayı okul bize bir hapishane dersler bir işkence gibi geliyordu.Bir an önce dersin bitmesini paydos olmasını istiyorduk.Sınıfa girdiğinde bir elinde yeşil bir "alfabe" bir elinde de sopa...

Sırayla bizi tahtaya kaldırır alfabeden bir kaç harfi okumamızı istiyordu.Biz ise korkudan bildiğimiz şeyleri dahi unutuyorduk.Hep bize ''Salaklar derdi siz adam olamazsınız sizden bir şey çıkmaz gibisinden laflar söylerdi....

Bir gün en arka sıralarda üç uzun boylu ve ben de dahil arkadaşlara tahtaya çıkmamızı istedi ve cevap veremediğimiz her soru için parmaklarımıza vuruyordu..Canım çok acımıştı ve ben de başladım bağırmaya ve elindeki sopayı tuttum...

Bu bardağı taşıran son damla oldu.Ve okuldan kaçtım eve doğru yol aldım.tabi evde de babam bekliyordu.O da dayak cennettendir felsefesine dayanarak beni suçlu buldu hatta o da öğretmenden geri kalmadı...Sağolsun annem olmasaydı kolay kolay kurtulamıyacaktım.

2 sene sonra yeni bir bayan öğretmen okulumuza geldi.Ve bana ısrarla okula devam etmemi istedi.Ben de bunu kabul ettim ve onun sayesinde şimdi aydın bir
insan olmak için çabalıyorum...

Öğretmenlik bir sevgi mesleği olduğunu kavradım...

( * ) Özcan Özden

Ben Böyle Bir Öğretmen Olmayacağım.

Lise ikinci sınıftaydım.Anadolu ticaret lisesine devam etmekteydim.Lisenin en kötü,yaramaz sınıflarında birindeydim.Okulun son dönemleriydi.Bu nedenle sınıfta birbirimizi iyi tanıyorduk. Sorunlarımızı birbirimizle paylaşıyorduk.Elbette herkesin kendine göre problemleri vardı.Bu problemler davranışlarımıza olumlu yada olumsuz yansıyordu.Kimi içine kapanık kimi ise aşırı yaramazdı.

O zamanlar yaşadığım bir olay beni çok etkilemişti.Sınıfımızda Serkan isimli bir arkadaşımız vardı.Oldukça yaramazdı.Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetmişti,abisi ile yaşıyordu.Sanırım bu bir insanın başına gelebilecek en kötü olaydı.Ona acımıyordum ama yaşadığı olay haksızlık gibi geliyordu.

Okulumuzda Orhan isminde bir matematik öğretmeni vardı.Herkesin korktuğu bir öğretmendi ama kimsenin ondan saygıyla bahsettiğini duymadım.Çünkü otoriteyi öğremcilere hakaret ederek,onları döverek sağlıyordu.

Bir gün derse girdi ve Serkanı tahtaya kaldırdı.Yoklamayı yaptı,defteri imzaladı Serkan tahtada büyük bir korkuyla bekliyordu.Öğretmen sandalyeden kalktı,Serkanın yanına geldi,üzerini aramaya başladı.Sonunda aradığını bulmuştu;Serkanın cebinden bir paket sigara çıktı.

Serkan büyük bir korkuyla öğretmenin yüzüne baktı,bizde oda bu olayın sonucunu görmek istemiyorduk.Orhan öğertmen o büyük ve şişkin elleriyle Serkanı dövmeye başladı.Serkan'ın yürüyecek hali bile kalmadı ve sonunda sınıftan attı.Bu onun için en iyisi oldu.Tüm sınıf çok korktu ve etkilendi.Serkanın ne büyük bir öfke ve isyan yaşadığını düşünemiyorum bile.

Bu olay beni çok etkilemişti.Öğretmenin anlayışsızlığı ve ilkel tavrı karşısında değerlerim sarsıldı.Öğretmen Serkan'ı sınıfta değilde sınıf dışında uyarabilirdi.Öğretmen yeri geldiğinde anne,baba,abi,arkadaş değil miydi?

Belkide Serkan'ın bunu ona söyleyecek bir babaya,baba şefkatine ihtiyacı vardı.Öğretmenin buna cesareti olmayacak ki sadece kendi egolarını tatmin etmek ,otoritesini ispatlamak adına Serkan'ı küçük düşürdü.Anlayış ve sorgulamadan yoksun insanların dayak atarak ve insanların psikolojisini bozarak yeni nesiller ve yurttaş yetiştiriyor olmaları her açıdan çok kötü.Şunu iyi biliyorumki ben böyle bir öğretmen olmayacağım.

Lisans öğrenimimin 4. sınıfında bir tez çalismasi yapmam gerekiyordu.Uygulamali bir araştırma seçtim.Örneklem grubu olarak ortaögretimde görev yapan ögretmenleri seçtik.Anket sorularını hazırladıktan sonra bana, okullara gidip öğretmenlerle görüşmek , çalışmamla ilgili onların görüslerini almak ve anket formundaki sorulari cevaplamalarını sağlamak kalmıştı.

Bu çalismayla ilgili bir çok okula gittim.Bazı okullarda çok saygıyla ve gönüllü olduklarını belirten tavırlarla karşılaştım.Ancak bazı okullarda öğretmen ve idarecilerin böyle çalışmalara sıcak bakmadıklarını ve tavırlarını da açıkça ortaya koyduklarını gördüm.

2. yarıyılın ikinci haftasıydı.Ben pazartesi günümün saat 16:00'a kadar olan kısmını okullara gidip öğretmenlerle görüşmeye ayırmıştım.Sabahleyin önceden belirlediğim okulun yolunu tuttum.Her gittiğim okulda yaptigim gibi müdürle görüşüp onayını aldıktan sonra öğretmenler odasına gidip bir koltuga oturdum.Ders saati olduğu için öğretmenlerin çoğu derstteydi. Yalnızca bir kaç öğretmen öğretmenler odasindaydı..Orada bulunan öğretmenlerle görüştüm,kendimi ve yaptığım çalışmayı tanıtarak anket formunu doldurmalarını rica ettim.

İlk görüştüğüm öğretmen yorgun olduğunu ve böyle şeylerle uğraşmaktan hoşlanmadığını, çokta gerekli bulmadığını söylerek ricamı reddetti.İlk görüştüğüm öğretmenden böyle bir cevabı duyduktan sonra günümün iyi geçmeyecegini böyle cevaplarla sık karşılaşacağımı düşündüm.

Teneffüs zili çaldı.Öğretmenlerin çoğu öğretmenler odasına geldiler.Görüşebildiğim kadar öğretmenle görüşmeye çalıştım.Bazı öğretmenler anket formlarını alıp snıfta dolduracaklarını söylediler.Diğer teneffüs bunlari alacaktım.Tekrar ders zili çaldi ve öğretmenler sınıflarına gittiler. Öğretmenlerin çoğu yorgun görünüyordu.Özellikle büyük okullarda ögretmenlerin "Ders bitse de gitsem" kaygisi içinde olduklarını gördüm.Ya da ben öyle hissettim.

Masada oturan ve önündeki kagitlari dikkatle inceleyen 45 yaşlarında sert görünümlü bir öğretmen dikkatimi çekti.Onunla görüşmem gerektiğini düşünerek yanina gittim."Merhaba hocam oturabilir miyim?" diyerek izin istedim."Otur bakalım " dedi.Sert görünümüne aldanarak çekingen bir sekilde yanina oturdum.

Kendimi ve yaptığım çalışmayı tanitmaya başladım ki beni susturdu ve "Dur bakalim önce bir çay içelim "diyerek iki çay söyledi.Önündeki kağıtlar dikkatimi çekti.Okul açılalı bir hafta olmuştu, yazılı yoklama olamazdı.Ancak ben yine de merak ettigim seyi öğrenmek için "Hocam
yazılı sınav mi yaptınız?" dedim."Hayır"diyerek cevap verdi.

Ben açiklama yapmasını ve merakımı gidermesini beklerken sustu,gelen çayını içmeye ve verdiğim anket formunu incelemeye başladı."Anlat bakalım, sana nasıl yardımcı olabilirim?" dedi.Ben kendimi bir kez daha tanıtarak yapmış olduğum çalışmayla ilgili bilgi verdim ve görüşlerini almak istediğimi söyledim.Anket formundaki sorulari cevaplamaya basladi.

Benim önündeki kagıtlara gözümün takıldığını görünce anket formunu bırakti ve "Sen de bir gün öğretmen olacaksın ve şimdi merakla izlediğin herşeyi sen de yapacaksın,yapman gerekiyor. Birçok öğretmenin dogrulugunu bilipte yapmadığı şey ; ögrencileri tanımak,onları anlamaya çalışmaktır.Bunlar öğrencilerin kendi hayatlarını anlattıkları daha doğrusu anlatmaya çalıştıkları küçük hikayeler.

Ben dersine girdiğim her sınıftakı öğrencileri bu şekilde de olsa tanımaya çalışıyorum.Bunu bir de dönem ortasına doğru yapıyorum.Samimiyetime inandiklari zaman isler daha da kolaylasiyor.
Her ögrenci kendi kafasinda ayri bir dünyada yasar.Onlari etkileyen çok sey vardir. Onlarin dünyasinda hersey farkli isler.Bizlerin bunlari kavramaya çalismasi gerekmektedir.Herseyden önce her ögrencinin farkli oldugunu bilmek gerekir." dedi.

Edebiyat ögretmeniydi.Daha birçok konuda konustuk.Sadece söyleyen, söylediklerini kendisi uygulamayan bir ögretmen degil ,her söyledigini yapmis olan bir ögretmenle konusuyor olmak beni çok sevindirdi.Çok sayida ögretmenle görüsmüstüm ancak hiçbiri konustugum edebiyat ögretmeni kadar ögrencilerini tanima ,onlarla iyi iletisim kurma çabasi içerisinde degildi.

Ben bu düsüncelerle okuldan ayrilirken bir soru sormayi unutmustum. Bu kadar sohbet ettigim ve fikirlerinden faydalandigim,kendisinden çok etkilendigim edebiyat ögretmeninin adini sormayi unutmustum.

( * ) Pınar ŞAHİN

Kaynak: KAYNAK: http://web.inonu.edu.tr/~ikram/Siniftaunutamadim

Matematik Dersi Benim İçin Bir İşkenceydi.

Öğretmenin Öğrencilere Duyması Gereken Saygı:Saygı, sevgiden daha da önemliydi. Bir öğretmen öğrencilerine saygı duymalıydı. Bu saygı öğretmeni, görevini daha iyi yapmaya yönlendiriyordu.

Başarılı olmakta, öğrenciye saygı duymak, onları önemsemek ve sevmek çok önemliydi. Yalnız, bunu öğrencilere hissettirmek gerekiyordu. Kendisine sevgi ve saygı duyulduğundan emin olan çocuk, daha başarılı oluyordu. Haftanın son dersinden çıkarken onlara, hafta sonu tatilinde kendilerini özleyeceğimi, kendilerine iyi bakmaları gerektiğini, hasta oldukları takdirde okula gelemeyecekleri için hem derslerden geri kalacaklarını, hem de bütün sınıfın kendilerini özleyeceğini söylüyordum.

Pazartesi sabahı ise, nasıl olduklarını, hafta sonu tatilinde neler yaptıklarını soruyor, iki günlük tatilde okulu ve onları özlediğimi, çünkü kendilerini çok sevdiğimi , her hafta başında hatırlatıyordum. Söylediklerim, gerçekten onlar için hissettiklerimdi. Toplum olarak, sevdiklerimize bir türlü itiraf edemediğimiz eni seviyorum. cümlesinin sihrini biliyordum. Onlara Çocuklar sizi çok seviyorum, kendinize iyi bakın. diyordum. Kendilerinin benim için çok önemli olduklarını hatırlatıyordum. Onlar için hissettiklerimi bilmelerini istiyordum. Böylece onlarla aramızda bir sevgi bağı oluşuyordu. Öğretmenini seven ve öğretmeni tarafından sevildiğini, özlendiğini bilen öğrencinin, daha fazla gayrete geleceğinden, dolayısıyla daha başarılı olacağından emindim.

Kendi öğrencilik yıllarımdan biliyordum. Sevdiğim öğretmenlerin dersinde çok başarılıydım. Bir türlü sevemediğim veya kendilerinden korktuğum öğretmenlerimin dersinde başarılı olamıyordum.

Devamlı bize bağıran, kızdığında yüzümüze tüküren bir matematik öğretmenimiz vardı. Onu hiç sevmiyordum, kendisinden çok korkuyordum. Matematik dersi benim için bir işkenceydi. Bu yüzden matematik dersini öğrencilik hayatım boyunca hiç sevemedim. O nedenle matematikten genelde zayıf alıyordum sınavlarda. Çok sevdiğim öğretmenlerimi üzmemek için ise, onların dersine çok çalışıyor, sonuçta başarılı oluyordum. O halde, öğrencilerimin beni sevmeleri, benim de onları sevdiğimi bilmeleri gerekiyordu . Onlara izi seviyorum. demek, hiç de zor değildi...

Dikkat ettiğim bir şey daha vardı. O da şuydu: Saygı, sevgiden daha da önemliydi. Bir öğretmen öğrencilerine saygı duymalıydı. Bu saygı öğretmeni, görevini daha iyi yapmaya yönlendiriyordu. Her sabah, Andımızda, üçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak.... diyorlardı öğrenciler. Ben de onlara, sadece küçüklerin büyükleri değil, büyüklerin de küçükleri saymaları gerektiğini anlatıyordum. Büyüklerin de küçüklere neden saygı duymaları gerektiğini, örneklerle açıklıyordum.

Kendilerine duyduğum saygı nedeniyle; sınıfımda güzel konuşmaya, bir öğretmene yakışacak şekilde giyinmeye,çok çalışıp başarılı olmaya, masamda otururken bile uygun olmayan bir oturuş yapmamaya özen gösterdiğimi söylüyordum. Derse iki dakika geç girdiğim zaman bile, kendilerinden özür diliyordum. Neden geciktiğimi anlatıyordum. Aksi takdirde görevimi ihmal ettiğimi, deyim yerindeyse görevimi savsakladığımı sanabilirlerdi. Onların bana verdiği değerin bir kısmının kaybolmasına izin vermiyordum. Yaptığım küçücük bir yanlış için bile, onlardan özür diliyordum. Onları çok ciddiye alıyordum ve bunu kendilerine hissettiriyordum.

Çocukların bulunduğu bir toplulukta, başka yerden daha dikkatli davrandığımı, çocukların kendilerine öğretmenleri örnek aldıklarını bildiğimi söylüyordum. Böylece çocuklar, okuldaki ve toplumdaki yerlerini anlayabiliyorlar, bir birey olduklarını, hele hele benim için değerli olduklarını hissedebiliyorlardı. Eğer bunu hissetmeselerdi ; Resim dersinde çizdikleri resimleri, evime asmam için bana verirler miydi? Benim dünyamda, kendilerinin çok önemli bir yerlerinin olduğundan, verdikleri resimleri evime asacağımdan öyle eminlerdi ki.

( * ) Kamuran Esen (İlköğretimde Öğretmeni Başarıya Götüren Yollar - 4 )

Kaynak:http://www.izedebiyat.com

Sizden Adam Olmaz Derdi Ama

Belki bu sayfaya bir gün ulaşırsınız diyerek buradan siz öğrencilerime bir şeyler söylemek istedim. Öğretmenlik sadece bir şeyler öğretmekten ibaret değil. Hep dersten ibaret değil yani. Ben ders dışındaki zamanlarda ve özellikle tenefüslerde etrafıma toplanan öğrencilerime yaptığım konuşmalardan her zaman zevk aldım. Arada bir derslerde de bu tür konuşmalar ve sohbetler yaptık. Bazen sıkılsanız da genellikle pür dikkat dinlerdiniz hepiniz beni. Burada bazı önemli olanlarını hatırlatmak istiyorum.

Günümüzdeki öğrenci olmak çok zor. Taa ilkokuldan başlıyor şu sınav ve hayat maratonu. Birçok rakip, birçok imkansızlık, birçok problem var. Ailenin ve çevrenin büyüme döneminde hep baskısı olmuştur insana. Öyle ki çok sıkılırsınız, bir gün içinizden "bıktım artık" dersiniz. Bunlara rağmen size daha önce de söylediğimi tekrar söyliyeyim, siz elinizdeki imkanlarla, vakitle elinizden geleni yapıyorsanız aldığınız sonuç ne olursa olsun başarılı sayılırsınız. Çalıştıktan sonra, elinizden geleni yaptıktan sonra umduğunuz, hevesle beklediğiniz sonuca ulaşamadıysanız üzülmeyin ve çevrenizdekilerin dediklerini, düşündüklerini de umursamayın. Hiçbir zaman da pes de etmeyin, çalışmaktan vazgeçmeyin, bir gün mutlaka iyi şeylere kavuşursunuz. Bazen bir şeylere geç sahip olabilir insan.

Sizlere kendim bizzat tanık olduğum gerçek örnekler vermek istiyorum. Lisede bir matematik öğretmenimiz vardı, onu çok severdim. Matematikten hep yüksek notlar alırdım. Neyse beni boşverelim. Öğretmenimiz sınıftaki bir arkadaşıma sürekli motivasyonunu bozucu cümleler söylerdi. "böyle gidersen senden bir şey olmaz" v.b. gibisinden cümleler. Arkadaşım da genellikle matematikten zayıf alırdı. Ama gel gör ki yıllar geçti ve arkadaşım son anda gayret gösterdi şimdi matematik öğretmeni oldu. Hala görüşüyoruz ve mükemmel bir öğretmen. Öğrencilerini sınavlara çok iyi hazırlıyor ve yüksek sonuçlar alıyor öğrencileri. Şimdi düzenli bir hayata sahip ve mutlu.

Lisedeki o sınıfımızda öğretmenlerimizin "sizden adam olmaz" dediği bir sürü arkadaşımız vardı. Onlarca arkadaşımız. Ama hepsi şimdi iyi birer meslek sahibi oldu. Hem çok eleştirilenlerden 3-4 tanesi mühendis oldu. Her şey sizin elinizde. Başkarlarının söylediği ve düşündükleriyle değil kendi gayretinizle bir yerlere gelebilirsiniz.

Son bir örnek daha vermek istiyorum. Ortaokulda bir arkadaşım vardı, üniversite sınavında Türkiye 20.si oldu o zamanlar. Çok iyi bir dereceydi bu. Bilkente başladı. 2 yıl okudu başarılı olamadı ve tekrar üniversite sınavına girmeye başladı. Bazen az olanla yetinmek de sizi mutlu edebilir. Bir hedefiniz olsun, çok büyük olmasına gerek yok. Düz lisede de okusanız, meslek lisesinde de, Hakkaride de okusanız, Gaziantepte de hiç farketmez bir yerlere gelebilir, güzel şeylere sahip olabilirsiniz.

Son olarak biraz da uyarı yapmak istiyorum. Elinizde olduğu halde çalışmamayı, boşvermeyi kendinize yakıştırabiliyor musunuz? Ne gariptir ki günümüzde devlet okullarında kalmanın geçmekten daha zor olduğunu herkes biliyor. Ama siz kendinize 4-5 zayıfla geçmeyi, başarısız olmayı yakıştırabiliyor musunuz? Bu sadece okulda, derste değil tüm hayatta geçerlidir. Hayatta daha iyisini yapabilecekken neden vazgeçip daha azına sahip olasınız? Cümlelerimi bitirirken hepinizin bir gün bir yerlere geleceğine inanıyor ve hayatta başarılı olmanızı diliyorum.. Tüm eski ve yeni öğrencilerime sevgilerimi gönderiyorum...

( * ) Hüseyin Şeker

Kaynak:http://huseyinseker.com

Meral Hoca Gitti, Matematik Bitti

Bir türlü beceremedim şu ingilizceyi,orta okulda inmgilizce öğretmenin bayan füsun ÖZDİLLİ ilk dersimizde hadi ders yapalım biraz dediğinde gözlerimin içi gülmüştü. farketmiş demek beni işaret edip bakın nasılda gözleri güldü arkadaşınızın bu çoçuk bu işi başaracak demiştim. peki başarabildim mi? I'm sorr teacher. üzgünüm ama başaramamıştım. lisede ve daha sonra özel kursada gitmeme ragmen bir türlü olmamıştı. sanırım ben ingilizce öğrenebilme özürlüydüm. Evet gülüyorum ama gercekden de böyle idi.

Ama lisede matematik derslerimize giren sevgili bayan Meral Öztürk bana bişi öğrettim hemde çok iyi. onunla ilk karşılaştıgımızda ben dahil tüm sınıf bune ya çarpık bacak ( argo tabirle skoda bacak) demiştik. sanırım görünüş olarak kimsenin ilğisini çekmemişti ama benim için tuhaf olan bişi vardı. kendinden emin bakışları ders anlatma şekli hayata bakışı ve diyalogları o kadar güçlü idi ki adeta onun esiri haline gelmişti.

Normalde 5 lik sistemde 2 den fazla not almayı beceremediğim matematik dersim bir anda 4 olmuştu. Neden diye araştırdıgımda bunun sebebinin sanırım Meral Hocanın dikkatini cekmek olduguna kanaat getirdim. Ne hikmettir Meral Hoca aynı zamanda bizim sınıfın rehber öğretmeni oldu. Artık sadece matematikle onu etkileyemezdim.

Peki ya ne yapacaktım?Tüm derslerimde başarılı olmalıydım ve sınıfın önde gelen çalışkanlarından ( tembel bir kıskançken) (çünkü daha önce çalışkanlara inek derdim) olmalıydım. Yani o kıskandığım kişilerden olmalıydım. Lise birde sınıf 4.sü, lise ikide sınıf 1. si olmuştum. İnanılması güç ama gercek hepsi. Rehber ögretmenizin her türlü etkinlik çalışmasına katılır, gönüllü yardımcısı olur ve imkanım olsa hiç yanında ayrılmak istemezdim. Beni çok severdi, sınıfa girdiginde bişimi lazım ''Ali şunu bi halledi ver'' bir yere bişimi gidicek '' Ali şunu felanca yere teslim et'' vs vs vs....

ALLAH ım diyordum bana ne çok ilgi gösteriyor. dünyanın en mutlu insanıydım.Bir gün ilk ders matematik ve kalbim her zaman ki gizi hızla çarpıyo ve heyecanlıyım. Çünkü az sonra Meral Hocam gelicek ve bize ders vericek.

Kapı acıldı içeriye iri yarı (kabaca çam yarması) ve özensizce giyimli 45 yaşlarında bir adam, bilin bakalım kim? tabiki bay Halim ..........'ten başkası degildi yeni matematik öğretmenimiz. Tam bir şok. Hemen Meral Hocanın hastalanmış veya işi cıkmış olabilecegi iyimser senaryoları kafama yazmaya başladım. tenefüsde dogru müdür beyimiz bay Adem ÖKSÜZ in yanında aldım soluğu. '' Öğretmenim afedersiniz bir şey sorabilirmiyim? ( Sınıf birincisi oldunuz mu müdür bile sizi tanıyor.)
-Tabiki Ali buyur sor.
-Öğretmenim ben Meral ÖZTÜRK öğretmenimizi soracakdım acaba hasta mı?
- Hayır Ali kendisi hafta sonu okulumuzdan ve lojmandan ayrıldı. artık Halim bey dersinize girecek.
- Özür dilerim öğretmenim acaba nedenini öğrenebilir miyim?
Başını aşagı doğru eğip gözlüklerinin üzerinden bana baktı belkide tersleyecekti ama nedendir bilmem tekrar başını yukarı kaldırıp:
- Evladım öğretmeniniz tayin istemişti. Tayini çıkmış ve ailesi haftasonu almaya gelince apar topar toparlanıp Konya'ya gittiler.
-Teşekür ederim dedim ve kendimi derhal okul bahcesine attım. Hıçkırarak ağlıyordum. Nasıl olurdu bu ya, bir veda bile etmeden nasıl giderdi? Hele hele onu o kadar cok severken nasıl tayin istemişti?

Çocuksu aklım bunu anlayamıyordu o zaman ama şimdi anlıyorum sanırım. O sadece işi için orada idi. Onun için öğrencisi Ali olmuş, Hasan olmuş yşe olmuş önemli değildi.

Lise 2' de sınıf birincisi iken lise sonda nerede ise 10'lu hatta 20' li sıralarda idim. Başarısızlığımı sorguladıgım da ise şunu görüyordum; ben lise 1 ve 2 yi Meral Hanım için okumuştum kendim için değil.Onun için başarmıştım, onun ilgisine layık olabilmek için. Oysa bunu yaparken kendime ihanet ediyormuşum, kendi hayatımı Meral Hanım için yaşayarak kendime ihanet etmiştim.

Ve o taaa o gün anladım ki hayatım asla başkaları için inşaa etmemeliydim.Hele hele kendime asla ihanet etmemliyidim. Ben olmadan onların olamayacağını artık görmeliyidim.

Ve sevgili Meral ÖZTÜRK hocam şu an nerdesiniz ve nasıl bir hayatınız var bilmiyorum ama sizden önce özür diliyor sonra da bana kazandırdığınız bu deneyim için size teşekkür ediyorum.

I'm sorry teacher and thank you very much.

good by mıss Meral...

( * ) Rumuz Danışman

KAYNAK: http://www.hatunca.net